12 Temmuz 2015

Yorumlar:

0
 Temmuz 12, 2015
 0
Category: Uncategorized

“Bulaşıcı hastalıklar için su en elverişli geçiş vasıtasıdır”

Su depolarında uzun bir süre bekletilen şebeke suyunda klor aktivitesini yitirmekte ve mikroorganizmalar için elverişli ortam oluşturmaktadır.
Su depolarının uzun süre temizlenmemesi ve dezenfeksiyonunun yapılmaması sonucunda meydana gelen fiziksel, kimyasal ve biyolojik kirlilikler suda; çamurlaşma, dökülme, paslanma, renk, koku ve bakteri oluşumuna neden olmaktadır. Bu durum suyun içilebilirlik ve kullanılabilirlik özelliğini yok etmektedir.

Depolardaki suları içmesek bile, sebze ve meyvelerin yıkanması, banyo ve tuvalette kullanımı, dişlerimizin fırçalanması, bulaşık ve çamaşır yıkanması gibi durumlarda da sudaki mikroplar vücudumuza girmektedir. (Tifo, Tifüs, Dizanteri, Kolera ve Hepatit gibi hastalıklar oluşmaktadır.) Ayrıca su depolarında görülen pas ve kum tanecikleri, hidrofor, arıtma cihazı, çamaşır ve bulaşık makinelerimizi tahrip ederek bozmaktadır. Periyodik temizlikleri yapılmayan depolarda; kemirgen, haşere ölüleri ile solucan, kurtçuk, çamur, pas ve mantar tabakaları oluşur. Bunu önlemenin tek yolu; depo için üretilmiş özel kimyasallar ve yüksek basınçlı makineler ile periyodik olarak yılda en az bir defa eğitim almış profesyonel kişiler tarafından temizlenmesi ve dezenfeksiyonunun yapılmasıdır.

Sağlıksız su, Dünya Sağlık Örgütünün raporlarında ölüm sebeplerinde sigara ve alkolden sonra altıncı sırada gelmektedir. Suyu sadece içme suyu olarak değil temizlenme ve temizleme amaçlı kullandığımızı göz önüne aldığımızda yaşadığımız yerde kulanılan su deposu temizliğinin DOĞRUDAN sağlığımızla ilişkisini açıkça görebiliriz.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir